Sunumu Siz Yapıyorsunuz, PowerPoint değil

Bir eğitimde katılımcılardan biri  sunum videosunu izlememi istedi. Konuşması hakkında ne düşündüğümü merak ediyordu. İlk kez o zaman farkettim bu slayt sorunsalını. Katılımcı ses tonu, duruşu, diksiyonuyla ilgili görüşümü  almak istiyordu elbette ama ben o loş kürsüde,  dev ekranın yanına sinmiş olan görüntüsüne takılıp kalmıştım. Takip eden günlerde google ekranına “sunum” yazıp çeşit çeşit video izledim. İstisnasız hep aynı manzarayla karşılaştım. Sunumların tek bir yıldızı vardı: PowerPoint. (Keynote beni affetsin 🙂 )

Sunum becerilerini geliştirme eğitimi veriyordum ama onlarınki gibi bir profesyonel geçmişim olmadığı için, nasıl bir slayt bataklığında debelendiklerinden habersizdim.  İş öyle bir noktaya varmıştı ki,  pek çoğu “sunum teknikleri” adı altında slayt hazırlama eğitimleri alıyorlardı.

Komedi dizisi Friends’in sıkı bir takipçisiydim. Hala rastladıkça izlerim. Bir bölümünde; pembe dizi oyuncusu olan Joey ezkaza katıldığı bilimsel bir konferansta tanıştığı akademisyenin evinde televizyon bulunmadığını öğrenince hayretle sorar:  “Peki koltuklarınızı nereye çevriyorsunuz?”

Öyle ya slayt şov yoksa izleyiciler nereye bakacaklar?

SİZE BAKACAKLAR ELBETTE.  ÇÜNKÜ SUNUMUN YILDIZI SİZSİNİZ.

Sahnenin de tek hakimi olmalısınız. Slaytlarınızın arkasına saklanmayın, ekranın yanına sinmeyin. Ekranda yazanları okumayın.

SUNUMU SİZ YAPACAKSINIZ, PowerPoint değil.

Sunum ekrana yansıtılan başlıkları okumak değildir. Etki yaratmasını beklediğiniz  fikirlerinizi en iyi şekilde paketleme sanatıdır. Slayt olsa olsa yardımcı bir araçtır: Gerektiğinde kullanılması ve sizi gölgede bırakma-ması şartıyla.

Öte yandan bu ekranda yazanları okuma modelinin insanları uyuttuğu keşfedilmiş. Tabii ki bir grup Amerikalı bilim adamı (New South Wales Ünv.) bunu da araştırmış:  hem sözlü hem yazılı uyarana aynı anda maruz kalmanın,  bilişsel yük yarattığını ve dinleyicileri ambale ettiğini ortaya çıkarmışlar.

İtirazları duyar gibiyim… Peki ama görsel hafızayı yok mu sayalım? Bir resim binlerce kelimeye bedel değil miydi?… vs.

Öyleyse sadece tek bir resim kullanın. Gerektiğinde tek bir başlık ekleyin. Üzerinde konuşacağınız bir grafik varsa onu kullanın.  Ama dinleyicilerinizi slaytlara boğmayın. Mümkünse 5-6 slaytı gecmeyin. Yüzünüzde projektörden yansıyan harflerle salonda dolaşmayın.

Günün sonunda bu slayt meselesi boş iştir.

Sunumuzun bir hikâyesi yoksa akıcı olmaz. Sonuç: sıkıcı olur.

Sunumunuzun bir hikâyesi yoksa bütünlüğü de olmaz. Sonuç: iz bırakmaz.

Sunumunuzun içinde yaşam yoksa, siz yoksanız, canlılığı da yoktur. Sonuç: inandırıcı olmaz.

“İyi güzel de,  slaytlar olmadan, pointer’ı tutmadan konuşmak çok zor” diyorsanız o zaman dikkatinizi buna yöneltin ve gerçeklerle yüzleşin.

Bilgisayar programlarıyla oyalanmak yerine anlatım becerilerinizi geliştirin.

Sunumu Siz Yapıyorsunuz, PowerPoint değil” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s