Neresi kutsal bu kafir dünyada?

Ye, Dua et, Sev kitabıyla uluslararası üne kavuşan Elizabet Gilbert yaratıcılık üzerine  keyifle okunan bir kitap yayınladı. Adı “Big Magic” (Hangi isimle ve ne zaman türkçeye çevrilecek bilmiyorum ama sanırım  yayınlanacaktır..)  Bana kalırsa E. Gilbert kendisini meşhur eden orta karar  seriden çok daha iyi şeyler üretebilen bir yazar.  Bir Yosunun Parmak İzleri bunun bir örneği. “Big Magic”te  yazma deneyimlerinden çokça bahsediyor ama asıl mesaj yaratıcılığın herkes için ve hayatın her anı için mutluluk üreten bir kaynak oluşu…

Neyse, “Big Magic” adlı kitabına rastlarsanız okumanızı tavsiye ederim.
Bugünkü mevzumuzsa bu kitapta geçen bir hikaye… Çok keyifli, ilham verici…

big magicSakin Bali dansı  hakkında coşkulu bir hikaye… Hikayeyi Gilbert’a meşhur kitabında adı geçen Balili öğretmeni Ketut Liyer anlatmış.  Bu kadar girizgâhı neden yaptım çünkü bu hikayeyi onun dişsiz ağzına yayılan  gülümsemesini ve meselelere tane tane açıklık kazandırışını hatırlayarak okumanızı isterim. Ketut da kitaptan uyarlanan Julia Roberts’lı film sayesinde dünyaya maloldu nasılsa… Ketut’un anlattığına göre geçmişi çok eskilere dayanan zarif Bali dansı dünyanın en eski sanat formlarından biriymiş…

ketut liyerBalililer kutsal saydıkları danslarını yüzyıllardır rahiplerin gözetiminde tapınaklarda icra ederler. Koreografi itinayla korunarak nesilden nesile aktarırlır. Dansların kendi içinde karmaşık bir yapısı olmakla birlikte felsefesi son derece sade ve anlamlıdır. Evrenle bütünleşmek “bir” olmak için tasarlanmışlardır. Dansçılar bunun dışında hiçbir şeyle ilgilenmezler ve  hiçbirşey bir Baliliyi dansını ciddiyetle icra etmekten alıkoyamaz.

1960’ların başındaki turizm akını Bali’ye ulaştığında bu danslar yabancı ziyaretçileri büyülemiş. Balililer de danslarını yabancılara sergilemek konusunda çekingen değillermiş. Böylece turistler tapınaklarda ağırlanıp, dansları izler olmuşlar. Bu jestleri için Balililere küçük ödemeler de yapıyorlarmış.

Dolayısıyla herkes mutluymuş.

Fakat zamanla bu ilgi  tapınaklara sığmamaya başlamış. Kalabalık ziyaretçi kitlesi tapınaklarda kaotik bir ortam yaratmış. Üstelik böcekler ve rutubet yüzünden yerlere oturarak izleyemiyorlarmış dansları. Bunun üzerine Balililer düşünmüşler ve danslarını ziyaretçilerine götürmeye karar vermişler. Hem, güneşten bronzlaşmış Avusturalyalılar bu dansları karanlık ve izbe tapınaklar yerine otellerinde havuz kenarında ferah fersah izleseler, daha güzel ve konforlu olmaz mıymış? Böylece turistler kokteyllerini yudumlayarak gösterinin tadını çıkarıyorlar, dansçılar da daha geniş bir izleyici kitlesine ulaşarak daha fazla para kazanabiliyorlarmış. Dolayısıyla herkes mutluymuş.

Aslında tam anlamıyla değil… Çünkü bu yeni durum bazı yüksek görüşlü Batılıları ürkütmüş.

Bu dansların otellerde para için sergilenmeleri kutsal şeylere saygısızlık anlamına geliyormuş. Bu ruhani, sanatsal ve kültürel fahişelikmiş onlara göre, bir çeşit küfürmüş…  Yüksek görüşlü batılılar bunları Balili rahiplerle paylaşmışlar. Kutsal şeylere saygısızlık kavramı Balililerin düşünce tarzına çok kolay aktarılamasa da rahipler kibarca dinlemişler. Onların kültüründe kutsal olanla olmayan arasında batıdaki gibi keskin bir ayrılık  yokmuş. Ayrıca Balili rahipler yüksek görüşlü batılıların otelleri neden bayağı ve kirli bulduklarını anlayamıyorlarmış. Evrenin her köşesinde bulunan tanrısallık bu otellerde bulunmuyor muymuş acaba?  Arkadaş canlısı Avusturalyalıların  kutsal danslarını neden  mayolarıyla ve mai tailerini yudumlarken izleyemeyeceklerini de anlayamamışlar. Peki öyleyse, bu dost insanlar güzellikleri nerede izleyebileceklermiş?

Fakat yüksek görüşlü batılıların çok kızgın oldukları açıkmış ve Balililer ziyaretçilerini mutsuz etmek istemezlermiş. Bunun üzerine rahipler ve ileri gelenler oturup bir çözüm düşünmüşler. Ve ziyaretçileri için yeni ve “kutsal olmayan” danslar tasarlamaya ve “tanrısallık içermeyen” bu danslarını otellerde sergilemeye karar vermişler.  Kutsal danslar tapınaklara dönebilirmiş artık. Ve bu kararı hiçbir rahatsızlık duymadan, kolayca uygulamaya koymuşlar.

Kutsal danslardan alıntıladıkları jestler ve adımlarla saçma sapan danslar icat etmişler ve hiçbir anlamı olmayan bu dönmeleri, sallanmaları para için otellerde  sergilemeye başlamışlar. Artık herkes mutluymuş, çünkü dansçılar danslarını icra edebiliyor, turistler eğleniyor, rahipler de tapınaklara gelir sağlayabiliyorlarmış.  Kutsal olanla olmayan ayrılınca yüksek görüşlü batılılar da rahatlamışlar. Nihayet her şey yerli yerinde ve muntazammış.

Fakat gerçekte, yani evrende hiçbir şey muntazam ve nihai olamazmış…

Nitekim birkaç yıl içinde o hiçbir anlamı olmayan saçma danslar giderek incelip, saflık kazanmaya başlamışlar. Kendilerine  özgürlük alanı bulan genç dansçılar, bu yeni performanslarını muhteşem bir şeye dönüştürmüşler. Sonuçta danslar vecit bir hâl almış. Bir başka anlatımla ruhani olmamak için büyük çaba sarfeden bu gençler, istemeden de olsa cennetten ya da bir yerlerden büyük sihiri çağırmışlar.  Havuz kenarlarında turistleri eğlendirirken kendi icatları olan danslarla ruhani bir yolculuğa çıktıklarını herkes görebiliyormuş. Hatta yeni dansların eskisinden daha vecit olup olmadığı konuşulmaya başlanmış. Çünkü yeni danslar anlam kazanmaya başladıkça, eskileri anlamını yitiriyormuş. Balili rahipler yeni durumu mutlulukla karşılamışlar. Bu sahte dansları tapınaklara taşıyarak eskiyle yeniyi bütünleştirmeye ve dini törenlerine taze bir soluk kazandırmaya karar vermişler.

Herkes mutluymuş. Yüksek görüşlü batılılar dışında. Çünkü artık neyin kutsal olup neyin olmadığını belirleyemiyorlarmış.

Çünkü artık herşey birbirine girmiş, kaynaşmış. Yüksekle  alçak, basit ve ağır, doğru ve yanlış, biz ve onlar, tanrı ve evren arasındaki ayırım belirsiz bir hal almış ve bu durum onları çılgına çevirmiş.

Sonuçta yaratıcılık kutsaldır. Ve de kutsal değildir. Yaptığınız şeyi inanarak, adanarak yapıyorsanız gerisinin hiçbir önemi yoktur. Tanrısallık sadece en oyuncu halimizi bulduğumuzda bizi ciddiye alacaktır 

diyor Elizabeth Gilbert…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s