İlk Hikâyeyi Kim Anlattı?

İlk bir kadın anlattı. 

O kadına kim anlattı? 

Bir çocuk anlattı. Henüz bu dünyaya ilk adımını atmamış bir çocuk.

Ya o çocuğa kim anlattı? 

Sessizlik anlattı, sessizlik. 

Ünlü mitolog Joseph Campbell mitolojinin insanlığın tek büyük hikâyesinin incelenmesi olduğunu söyler: Tek bir varlık zemininden zaman diyarındaki tezahürler olarak gelmemizin hikâyesi.

Sonra kahramanlar devraldı yolculuğu, az gittiler uz gittiler, dere tepe düz gittiler; yeryüzünü bir uçtan diğerine binlerce kez katettiler. Hikâyedeki kahraman gelişmeye tutkulu insan ruhunun ta kendisiydi. Her macerada başka birinin kimliğine bürünüyordu. Eski insanlar güneş battığında ateşin etrafında buluşup, kahramanın yani insan ruhunun yeryüzündeki serüvenini hikâyeciden dinlerlerdi. Yaşam gailesiyle geçen günün mutlaka yaşam deneyimini anlamlandıran, içsel bir temasla mühürlenmesi yönünde bir alışkanlıkları vardı. Sonra hayat git gide o kadar kalabalıklaştı ki, beden ruhla ve anlamla olan bağlantısını büyük ölçüde yitirdi.

Son dönemde hikâyecilik yeniden diriliyor. Malum sosyal paylaşım çağındayız ve insana giden yolun hikâyelerden geçtiğini duymayan kalmadı neredeyse. Sinirbilim alanındaki keşifler gösterdi ki, beynimiz didaktik bilgiyi sadece dilden sorumlu alanlarıyla dinlerken, bir hikâyenin peşine düştüğü zaman panayır alanı gibi ışıl ışıl oluyor. Kimi bilim insanları insan ırkının soyunu sürdürebilmesini bile hikâyelere bağlıyor. Çünkü yaşam deneyimini kopyalayan hikâyeler, bunu nesilden nesile aktarmanın en iyi yolu. Öte yandan hikâye, bilgeliği semboller aracılığıyla taşır, doğrudan bilinçaltına konuşur. Buradan bakınca son dönemde hikâyelere gösterilen ilginin sebebi anlam arayışı mı, yoksa güç arayışı mı diye sormadan edemiyor insan… Olsun. Her ne amaçla girilirse girilsin, hikâyelerin dünyası hem büyüleyici hem de dönüştürücüdür. Ne yapar eder güç peşinde koşanı sabrın, tevazunun kazanında pişirir; karanlıklara düşeni inancın gücüyle ayağa kaldırır; macera çağırısına uyanı da yaşam iksiriyle ödüllendirir.  Hikâyeler içimizde doğmayı bekleyen hikâyelere yol verir. Yaşam yolundaki yerimizi daha net görür, anlamımızı buluruz. İlk hikâyemiz kalbinizin derinliklerinden çıkageldiği zaman sessizliğin konuşabildiğine tanık oluruz.

Merhaba Sevgili okur, umarım tanıştığımıza sen de memnun olmuşsundur. Her hafta “Hikâyelerin Gücü Adına…” deyip, zaman diyarındaki tezahürlerimize bakacağız. Ve umarım bu anlam arayışında sen de bana katılırsın…

Bu arada, açılışta alıntı yaptığım ilk masalı anlatan çocuğun hikâyesi, Judith Malika Liberman’ın Masallarla Yola Çık kitabında. Judith, bilinenin içindeki bilinmeyeni görebileceğin, duvarlara kapılar çizip hayata doğru cesur, dönüştürücü adımlar atabileceğin bir macera vaadediyor kitabında. Keyifle okuman dileğiyle…

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Bizim Gazete

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s