Güvende miyim gerçekten? 

7 Nisan 2018 tarihinde TGC Bizim Gazete’de yayınlandı.

Cimcime’yi yazacaktım. Bundan yedi yıl önce bir yaz akşamı bahçe hortumunun altında sırılsıklam halde bulup sahiplendiğimiz tüylü kızımızı ve onun hayatımıza kattıklarını. İki gün önce sokak hayvanları gününde küçük kızımın sosyal medyadan paylaştığı fotoğrafları gördüğüm andan bu yana yazılıyor aslında bu yazı. Cimcime’yle birlikte büyüdü o, hepimizinkinden farklı bir ilişki var aralarında. Sevip kollamanın ötesinde onun kediyi anlayabildiğini gözlemliyorum. Neden bahsettiğimi tarif etmek zor ama empatik bir ilişki kurduklarını söyleyebilirim. Kaliforniya Üniversitesi’nden Sinirbilim Profesörü Vilayanur Ramachandran ayna nöronlarla ilgili konuşmasında etraflıca anlatıyor bu konuyu: Beynimizin  bir başkasının bakış açısını kendininmişcesine benimseyebildiğini, aradaki tek bariyerin bedenimiz olduğunu söylüyor. Hepimiz nöronlarımız aracılığıyla birbirimize bağlıyız. Benim bilincimle bir başkasınınki arasında gerçek bir ayrılık yok aslında. “Ve bütün bunlar artık felsefi bir zırvalık değil, sinirbilimin somutlaştırabiliği alanlar” diyor Profesör Ramachandran. Koşulsuz sevgiyi de tanımlamış oluyor bir yerde, ikiyken bir olabilmeyi. Bazen en saf bildiğimiz alanda anne çocuk arasında bile kurulamadığı oluyor bu ilişkinin. Karşılıklı hoş bilme, hoş tutma, aynı fikirde olma, çekim hissetme ya da dayanışmadan ibaret duygusal yakınlıkları sevgi zannediyoruz. Bu yüzden pamuk ipliğine bağlı ilişkilerimiz, bu yüzden çok sık hayalkırıklığı yaşıyoruz, bu yüzden çok muhabbet tez ayrılık getiriyor, diye düşünürken ben; kulak misafiri olduğum o konuşmayla allak bullak oldu hislerim. Okullarda sağlık taraması yapılıyor son günlerde. Aileleri şoke eden sonuçları da olabiliyormuş… Uyuşturucu belası ilkokul çocuklarının dünyadan habersiz tükettiği şekerlemelerin içine kadar sızmış. Elbette ben de işitmiştim bunu. Ama bu kadar kolay yaygınlaşabileceğine ihtimal vermiyor insan, belki de inanmak istemiyor ya da burnunun dibine kadar ulaştığını farkedince daha bir başka sarsılıyor. Ben ve sen arasındaki farkı ortadan kaldırmak ne kadar insaniyse, koruma kalkanlarını çekip kendini dünyaya kapatmak da bir o kadar kolay. An meselesi adeta… Çok derinlere, kör kuyulara düştüm bir kaç saattir. İnsan cüzdanı çalındığında bile yaşar bunu: kendini güvende hissetmeme hali… Dünyanın güvenli bir yer olmadığına kanaat getirdiğin anda başlıyor yeryüzü cehennemi. İşte bizi birlik duygusundan koparıp kendi kalbimizde ebedi yalnızlığa mahkum eden de bu ayrı gayrı illüzyonu. Bir yanda ilkokul çocuğuna şeker görünümünde uyuşturucu veren insan evladı var, diğer tarafta zerre kadar şüphe duymadığım hepimizin aynı bütünün parçaları olduğumuz bilgisi. Gel de çık şimdi işin içinden. Hayvanlarla empati kurmak kolay, onların doğası sade ve açık. En büyük imtihan, insanın insanla ve kendi insanlığıyla imtihanı…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s