İyi ki doğdun

19 Mayıs 2018 tarihinde TGC Bizim Gazete’de yayınlandı.

Filistinli bir kız çocuğu vardı… Günlerdir onu düşünüyorum. Kuşatma altında okula gidiyor, hayal kuruyor, derslerine çalışıyor, ödevlerini aksatmamaya çalışıyordu. Aksatmamaya özen gösterdiği bir diğer şey de doğum günü kutlamalarıydı. Şartlar ne olursa olsun vazgeçmediklerini söylüyordu. Onun için doğum günlerini kutlamak hayata tutunmak demekti. Acılardan bir süreliğine sıyrılıp, mutlu olmak için zaman ve alan yaratmaktı. Kızın intifadasıydı bu kutlamalar. 2004 yılında Kenize Murad’ın Toprağımızın Kokusu adlı kitabında okumuştum anlattıklarını. Aklım hayalim almamıştı gösterdiği direnci. Öyle bir ortamda bırakın kutlama yapmayı, mutluluğun neşenin zinhar varolamayacağını düşünmüştüm. Ben kitaptaki diğerlerine benziyordum: Acıların ve öfkenin yoğurup biçimlendirdiklerine… Zaten sonuna kadar dayanamamış, kitabı yarım bırakmış, bir süre sonra da kütüphanemden göndermiştim. Osmanlı soyundan gelen Fransız gazeteci ve yazar Kenize Murad, İsrail ve Filistin topraklarını gezip savaşın iki tarafından insanlarla konuşmuştu. Hepsi içtenlikle anlatmışlardı hikâyelerini. İsrail tarafında paranoyaya varan bir yok edilme korkusu, Filistin tarafında ise bolca acı ve kayıp vardı. Tabii bunlara ilave olarak, arada kalmış bir avuç barış yanlısı, bir de bu kız: Savaşa ve zulme karşı, yaşamını kutlayarak kafa tutan küçük bilge. Eğer yaşıyorsa şimdilerde genç bir kadın olmuştur. Onun ailesinde de kayıplar vardı diye hatırlıyorum, belki yenileri de eklenmiştir. Kim bilir kaç kez yıkılmıştır hayatı, kaç kez yeniden kurmak zorunda kalmıştır. Hala kutluyor ve kutsuyor mudur bu hayata gelişini? Bunları düşünürken bir başka kız çocuğu çıktı karşıma: Televizyonda… Onun olduğu yaşlarda. “Çok güzel bir hayatımız vardı” diye anlatıyor mikrofona: “Babamın işi vardı, okula gidiyordum. Şimdi hepsi bitti”. Görüyorum ki umut yok olmuyor Filistin topraklarında çünkü küçük kızın “çok güzel bir hayatımız vardı” dediği zamanlar bile pek çoğumuz için zindan hayatından farksızdı. Filistinlilerin yaşamlarını sürdürdükleri abluka alanını harita üzerinde incelemek bile nefesinizi daraltabilir. Kaldı ki gün geliyor bir düğmeye basılıyor elektrikleri kesiliyor, gıda girişi durduruluyor, üzerlerine mermiler yağdırılıyor. Ne gariptir ki bunu onlara yapan soykırım maduru bir halkın torunları. Kutsal bildikleri topraklar için çiğniyorlar daha kutsal olan insan hayatını. Öfke ve saplantı dünün madurunu, bugünün zalimi haline getirdi. Bugünün madurları da yarının zalimleri olacaklar, fırsatını buldukları ilk anda. İnanın bu döngü böyle sürüp gidecek, ta ki insan evladı bunu sonlandırmaya karar verene dek. Çıkarları ve güvenliği için ‘kutsal’ kisvesi altında parsellediği toprakları bütünün hayrı için özgür bırakana dek. Tuhaf ama artık anlayabiliyorum o kız çocuğunu. Kendine açtığı o küçük alanda gerçekten mutlu olduğuna ikna oldum artık. Belki o pes etmiştir, eğer öyleyse ben onun yerine kutsuyorum hayatını. İyi ki doğmuş, iyi ki kim olduğumuzu hatırlamamıza vesile olmuş.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s