Onaylanma ihtiyacı: İyi çocuk



İçimizde yaşayan en mahrem arketiplerden birine bakacağız bu kez… Yolculuğun bu gibi  aşamalarında kendimize karşı dürüstlük ve bolca şefkate ihtiyacımız olacak. Gözümüze sevimsiz görünen ve bizi rahatsız eden arketipler büyümek, olgunlaşmak ve şifalanmak için en yarayışlı olanlardır. Çünkü kendimize karşı kör olduğumuz alanlarda bizi zorlarlar. Huzursuzluk çıkarıp, şifalanmayı bekleyen yanımızı gözümüze sokarlar. Yani bize, bize rağmen hizmet ederler. 

Gelelim günün kahramanına. Ondan mahremimiz diye bahsettim çünkü herbirimizin içinde az ya da çok hüküm sürmesine rağmen, üzerini örtmeyi tercih ettiğimiz bir arketipi, “İyi çocuk”u konuşacağız… Adındaki “iyi” sıfatına rağmen kimse bağrına basmak istemez onu. Çünkü varlığını diğerlerinin onayına armağan etmiştir. İyi çocuk kırılgan ve kararsızdır;  bazen de kaypak. Bu yanımızdan diğerlerine açık vermek pek hoşumuza gitmediği gibi, kendi içimizde bile onunla göz göze gelmekten kaçınırız. Ve çoğu kez inkar ederiz: 

“Umrumda bile değil”, “Kimseyi takmıyorum artık”, “Beni ben beğeneyim yeter” gibi ve benzeri cümleleri sıkça kullanıyorsanız, içinizdeki iyi çocuğun gölgesi uzamış demektir. 

Yani arketipin karanlık yönü baskın gelmektedir. Çünkü insan en çok başa çıkamadıklarını tekrarlar; öncelikle kendisine duyurmak için… Çevresinde de en çok kendinde aşamadıklarını görür ve bunları tenkit eder. Diğerlerinin düşüncelerini takmayan ve onaylanma saplantısını gerçekten aşmış olan bir kişi bunu dile getirme ihtiyacını duymaz. Çünkü böyle bir gündemi olmaz. Mesela benim öyle arketiplerim de var. Yani el sıkışıp, karşılıklı saygı çerçevesinde seviyeli bir ilişki götürdüğüm arketiplerim var. Sırası geldiğinde onlardan da bahsedeceğim. Hem de gururla. 

Fakat söz konusu “İyi çocuk” arketipiyse ben de ziyadesiyle muzdaribim kendisinden. 

Yazılarımı takip edenler bilir, kendisini defalarca afişe etmişliğim vardır. Gözüm hep üzerinde olmasına rağmen, aramıza kalıcı bir mesafe koyabilmiş değilim. 

Sanırım bu, kendisinin yapı taşlarıma sinmiş olmasından kaynaklanıyor. 

Çocukken ne kadar akıllı uslu olduğum bir efsane gibi anlatılırdı. Bu yüzden kırkbeşimi bulmama ve kendisini bu derece afişe etmeme rağmen “iyi çocuk” arketipi yakamı bırakmıyor. Nereden mi biliyorum? Kararsızlıklarımdan, güvensizlerimden, bolca düşünüp azıcık mesafe almamdan ve rüyalarımı sıkça griye boyamasından. 

Ödül ceza sisteminin makbul olduğu bir dönemde büyüdük biz. Dayağın hala cennetten çıkma sayıldığı yıllardı onlar. Hiç değilse kafasına bir terlik ya da avucuna cetvel yememiş olan yoktu aramızda.. Özgür kız henüz reklamlara çıkmamıştı. Sistem akıllı uslu ve itaatkar olmamızı dayatıyordu. Yani iyi çocuğun kral olduğu yıllardı. Merak etmeyin bu bölümü “zavallı ben” ayinine çevirecek değilim. Geçmişi karalayıp kendimi aklamayı epey zaman önce bıraktım.  Olanın en iyisi olduğuna iman etmiş biriyim. Sadece daha iyisine varmak için açıyorum eski defterleri. Anlamak ve farketmek için. Sonuçta herkes kendi döneminin yağında kavrılıyor. Şimdiki nesil de ataletten kırılıyor.  Onların hikayesi nasıl şekillenecek, nereye evrilecek ben de merakla izliyorum. 

İyi çocuk arketipi doksanların sonlarına doğru afaroz edildikten sonra yer altına indi. 

Bireysel özgürlük arayışı yükselişe geçince mağarasına sığındı ve oyununu yeniden kurdu. Kendine uygun bir zemin bulduğu anda da şekil değiştirdi. Şimdilerde kimseyi takmayan, kendi gibi olmaya çalışan, özgür ve doygun hallerimizi sergilediğimiz sosyal medyada boy gösteriyor kendisi. Dışarıdan onay bekleyen yanımızı farklı bir yöntemle yönetmeye devam ediyor. Biz farkında olmasak da “iyi çocuğun” tarifi değişti ama amacı ve işleyişi değişmedi. Bu kez olgunluğumuzla, özgünlüğümüzle, neşemizle ve farkındalıklarımızla dikkat çekmeye çalışıyoruz. Ama neticede yine onaylanmanın, yeterli hissetmenin ve sevilebilir olmanın peşindeyiz. Kendim de bir sosyal medya hesabı yönetiyor olmanın rahatlığıyla  inceliyorum bizi. Nasılsa hepimiz aynı gemideyiz. “Ben aştım bunları” diyorsan dinleme. Fakat ağız dolusu itirazların varsa, inan bana henüz aşmamışsındır. Ve de sıkıntı duyma bundan, çünkü pek çoğumuz öyleyiz. İyi çocuk arketipi tüm hayatını ele geçirecek diye bir şey yok ama çok kritik ve belirleyici anlarda ortaya çıktığını söyleyebilirim. Çünkü iyi çocuk bizim onaylanma, sevilme ve değerli hissetme taleplerimizi yönetip yönlendiriyor. 

Özetlemek gerekirse: Arketipin hedefi sevilebilir olmak. Korkusu onaylanmamak. Gölge tarafı ise değersizlik, yetersizlik ve kararsızlık.

Bir Lafontain masalında anlatılır: Yoksul bir değirmenci tek varlığı olan eşeğini satmak için, oğluyla birlikte pazarın yolunu tutar. Yolda yanlarından geçen bir grup insan “Şu aptallara bakın, eşeğe binmeyi akıl edememişler” diye dalga geçerler. Bunun üzerine değirmenci oğluna eşeğe binmesini söyler. Biraz yol aldıktan sonra karşılarına çıkan bir satıcı “Baban yürürken eşeğin üzerinde gitmek hiç yakışıyor mu sana…” diyerek oğlanı ayıplar. Bunun üzerine değirmenci oğlunu indirip kendi biner eşeğine. Fakat ilk köşe başında karşılarına çıkan bir grup kadın “Kendi eşeğin üzerinde giderken zavallı çocuğu yürütüyor” diye değirmenciyi azarlar. Bunun üzerine değirmenci oğluna arkasına atlamasını söyler. Bu kez de köylülerin sözlü saldırısına uğrarlar. Köylüler “Şu zalimlerin yaptığına bakın. İkisi birden çıkmışlar hayvanın tepesine. Zavallıcık zaten bir deri bir kemik” diyerek üzerlerine yürürler. Bunun üzerine köylü de oğlu da eşekten aşağı iner. Hayvanı yolun kenarında buldukları bir sırığın üzerine bağlayıp taşımaya başlarlar. Fakat çok geçmeden hayvan huzursuzca debelenmeye, çifte atmaya başlar. Ve pazar yeri ufukta görünmüşken, geçmekte oldukları köprünün üzerinden dereye düşer. 

İşte hayatımız da o eşek gibi elimizden kayıp gidebilir. Kendi eşeğimizi kendimizce yürütmenin yolunu bulmak ve sonuçlarına katlanmak durumundayız.  Kararsızlık ve hata yapmaktan kaçınmak benim en çok sıkıntı çektiğim alanların başında geliyor. Sonuçta biraz mesafe koyup meseleye baktığımda, kaçındığım şeyin ne kadar saçma olduğunu görürüm. Fakat bir sonraki yol ayrımında aynı tuzağa tekrar düşmem yüksek ihtimaldir. Bunu tekrarlamamın nedeni otomatiğe bağlanmış tepkilerimdir. Başta da söylediğim gibi zamanında iyi çocuk arketipinden fazla doz çekmiş biriyim ben. Ama şunu da biliyorum ki her şey değişebilir. Ve bu benim yaşam yolculuğumun motiflerinden biri. Birkaç ay önce bu konuda derin bir farkındalıkla sarsılmama yol açan bir olay yaşadım. Masalda anlatıldığı gibi eşeğimi dereye düşürdüm.  Fakat bir süre sonra eşeğin ardından tuttuğum yas, müthiş bir rahatlamaya dönüştü. Hayatımda gerçekten özgür hissettiğim nadir anlardan biriydi o. İyi çocuk arketipinin ödülünü kucakladığım bir andı. Nihayet onu görmüş ve hakkını teslim etmiştim. 

İyi çocuğun bir diğer taktiği de, diğerlerini mutlu etmeye çabalamak ve bu yoldan onların  onayını almaktır. Bu özelliği bende pek sivrilmemiş mesela. Fakat kadınlarda çok sık rastlanan bir takıntıdır bu.… Üvey annesiyle üvey kızkardeşlerini memnun etmek için çabalayan iyi kalpli kızı konu eden masallar tam da bu durumu anlatırlar. Biliyorum aklınıza hemen Külkedisi geldi. Fakat daha derin bir farkındalık için ben Vasilisa ile Baba Yaga’nın hikayesini dinlemenizi tavsiye ederim. Clarissa Estes’in efsane kitabı Kurtlarla Koşan Kadınlar’da, bu Rus masalı çok güzel anlatılır ve incelenir. Bu kadınlar için anlatılan bir erginlenme hikayesidir. Gereğinden fazla şakımanın iyilik getirmediğini, özdeğerin ancak öz kaynaklardan elde edilebileceğini anlatır. Psikolog Leyla Navaro bu dünyada kadınların genellikle değersizlik, erkeklerinse yetersizlik duygusuyla imtihandan geçtiklerini söyler. Gerçekten de çevrenize bir bakın. Kadınlar değerini, erkekler ise gücünü kanıtlamak için kendini ve hayatını tüketmektedir. Aslında aradığımız şey bize şah damarımızdan da yakındır. Hayata Uyanış serisinde sıkça tekrarladığım gibi gözlerimizi diğerlerinden çekip, kendimize çevirmek, aradıklarımızı bulmak için yeterli olacaktır. 

O zaman içimizde yaşayan arketiplerin aydınlık yüzlerini de görebiliriz. Mesela iyi çocuk arketipinin aydınlık yüzü diğerleriyle anlayış temelinde, uyumlu ilişkiler geliştirmemize hizmet eder. İyi çocuk özünde iyidir. Çünkü geçinmeye gönüllüdür.  Karşısındakini önemser ve iyi ilişkiler kurmak ister.  Bu noktaya vardığınızda arketiple karşılıklı saygı çerçevesinde dengeli bir ilişki kurarsınız ama onu içinizden söküp atamazsınız. Benzer zaaflar onu geri çağırabilir. Bu yüzden “aştım” demek tehlikelidir. Hedefimiz onu kabul edip, dengeyi bulmaktır. 

Anlattıklarım hayatınızda bir yerlere dokunduysa, kendinizle baş başa kalıp yazmanızı öneririm. Ama dürüstçe, cesaretle ve şefkati elden bırakmadan kazın… Çünkü iyi çocuk kendin gibi olamamaktır. Kendin gibi olamamak ise iki yüzlülük, zaman zaman da  kaypaklık içerir.  İşte bu haşa evlerimizden ırak tuttuğumuz ve sözde hiç birimizin katlanamadığı bir özelliktir.  Sonra iyi çocuk bolca yetersizlik ve değersizlik barındırır -ki pek çoğumuzun ömrü bunu inkar edip aksini kanıtlamaya çalışmakla geçer. Şu noktaya da dikkatinizi çekmek isterim. Değersizlik duygusunun zirveyi gördüğü yerden bir anti kahraman doğabilir. İsyankar, umursamaz ve alaycı karakterlerin ardına saklanmış olan iyi çocuğu gözden kaçırmayın, derim. Çünkü gerçekten olan kişi gürültü çıkarmaz. Dikkat çekmek isteyenin ise sesi fazla yüksektir. Zira  amacı öyle ya da böyle fark edilip onaylanmaktır.

Şimdi kağıdı kalemi elinize alın ve yazmaya, derken kazmaya başlayın…Bakın neler bulacaksınız? Neler keşfedeceksiniz… Hiçbir yolculuk insanın kendine yaptığı yolculuk kadar keyifli ve doyurucu değildir.

Nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız, şu soruları cevaplayarak yol alabilirsin: 

Başkalarını mutlu etmek için nelerden vazgeçiyorum? 

Onaylanmak neden önemli? 

Ve gerçekte beni ne mutlu ediyor?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s