Suçlama sorunu: Kurban

Türkiye için bir arketip seçmem gerekse sanırım “Kurban” arketipini seçerdim. Nedenini dilimize doladığımız iki klişeyle özetleyebilirim: İlki “Dış mihrakların karanlık oyunları”, diğeri ise “Coğrafyan kaderindir”… Her iki ifade de içinde hakikati barındırmakla birlikte, yıllar ve yıllar boyunca bu bahanelerin ardına saklanarak sorumluluğu dışarıya atmanın haklı bir yanı yoktur. Küçücüktüm bize Türkiye’nin bir ateş çemberinin ortasında yer aldığı öğretildi. Aradan on yıllar ve değişik partilerden sayısız hükümet geçti ama söylem değişmedi. Yine dışarısı suçlu. Öz kaynaklarını yaratıp güçlendirmeyen güzel ülkem ise hep madur… 

Kurban arketipi yaşamının sorumluluğunu üstlenmeyi reddeden, başına gelenlerden dolayı sürekli diğerlerini suçlayan, maduriyetten beslenip, maduriyet sayesinde ayakta kalan tarafımızdır. Kurbanın olgunluktan yoksun tavırlarını, bir insanın ergenlik yıllarına benzetirim. Ne dersiniz, ülke olarak da bir ergeni andıran hallerimiz yok mu?

Astrologların anlattığına göre Cumhuriyetin ilan edildiği anda gökyüzünün yeni kurulacak ülkeye ve toplumuna verdiği etki, güçlü, savaşçı ve fakat; derin bilgiden sıkıldığı için yüzeysel olana meyleden bir tabiatı tarif ediyor. Bir de doğum haritasında onuncu evimizi Balık kesiyormuş. Bu da sorumluluğu bir yere yönlendirip, sürekli kurtarıcı arama eğilimini ortaya çıkarıyormuş. “Astrolojiye inanıyor musun?” demeyin lütfen. Astroloji bir inanç sistemi değil. Bana göre fal, burç yorumu ya da gelecek öngörüsü falan da değil. 

Astroloji kendimizi keşfedebilmemiz için bize sınırsız kapı açan kadim bir bilgi ve sonsuz hikayeler kaynağıdır. Astrolojiyi seviyorum çünkü orada hikayelerimizin ilk ve özgün versiyonlarını bulabiliyorum. Popüler astroloji anlayışınınsa bu kadim bilgiyi itibarsızlaştırmak için, özellikle icat edildiğini düşünüyorum. 

Geldik mi yine dış mihrakların oyunlarına:)) 

“Onun yüzünden oldu” cümlesi içimizdeki kurbanın mottosudur. Hatırlatmak gerekirse arketipleri içimizde yaşayan kahramanlar olarak düşünebilirsiniz. Kahramanın kendisi de  başlı başına bir arketiptir. Kendinizi yaşam hikayenizin kahramanı olarak konumlandırıp ona gereken dikkati verirseniz, bu bakış açısı yaşam yolculuğunuza ivme kazandıracaktır.  Çünkü kahraman arketipi kişiliğini bir bütün olarak gerçekleştirmek için sürekli aşama kaydetmek ister. 

Günün yıldızı olan Kurban arketipine dönecek olursak… Kurban başarısız, mutsuz ve  engellenmiş hissettiği her durum için etrafında bir suçlu arar. Hayatının sorumluluğunu kendisi hariç herkese pay eder. Çünkü yaşadıklarında onun hiçbir suçu, günahı yoktur. O iyi, etrafındakiler kötüdür. İşinde yükselemeyişinden patronu, evliliğindeki sorunlarından eşinin ailesi, genel mutsuzluğundan dünya liderleri sorumludur. Bizimki gibi potansiyelini gerçekleştirmek konusunda gerekli iradeyi ortaya koyamayan ve işin kolayına kaçmaya meyilli olan toplumlarda kurban arketipiyle çokça karşılaşırsınız. “Biz nasıl engellendik” temalı dertleşmelere hatta televizyon programlarına sıkça rastlarsınız. Bu mecralarda  konuştuklarımızın içinde haklılık payı olanlar da var elbette. Fakat sorunu yaratan asıl mesele, bizim haklılık konusundaki takıntımız ve bu uğurda kendimize yalan söylemeyi normalleştirmiş olmamızdır.  Ülke olarak bu kadar keskin bir şekilde kutuplaşmış olmamızın gerisinde de kurban arketipinin yarattığı yanılsama var aslında. Çünkü aklıselim düşünebilen hiç kimse her zaman haklı olduğunu iddia etmez. 

Eğer seriyi başından itibaren dinlediyseniz, bu bölüme varana dek ele aldığımız arketiplerde kendimi yerden yere vurduğuma tanık oldunuz. Ama bugünkü durağımızda  kendimden bir parça gururla bahsedebilirim sanırım. Çünkü kendimi keşif yolculuğumun başında ilk karşılaştığım arketip Kurban. Dolayısıyla kendisiyle yıllara yayılan yoğun bir teşviki mesaimiz oldu. Ve sanırım birlikte epeyce yol aldık. İçimdeki kurban bana kendime karşı dürüst olmayı öğretti. Bunu burnumu sürte sürte yapmış olmasına rağmen kendisine minnetarım. Çünkü yaptıklarım ve yapamadıklarım konusunda zihnimde oluşan berraklığı ona borçluyum.

Bundan onbir, oniki yıl kadar önce ben, dolar krizinden sonra tarumar olan güzel ülkem gibiydim. Dış mihrakların oyunları yüzünden yerle yeksan olmuştum. Hissettiğim çaresizliğin nedeni başıma gelenlerin dış kaynaklı olmasıydı. Etrafım böyleyken ben ne yapabilirdim ki? Anlayacağınız bu toprakların insanı olarak benim de damarlarımda maduriyet ve suçlama dürtüsü dolaşıyordu.

Ben hayatımın o ilk çuvallamasında çok geçmeden ayağa kalktım ve kendime “Neden?” sorusunu sordum. Ama “Neden ben?” demedim. “Neden böyle oldu?” dedim. Ve bu iki kelimelik fark hayatımı değiştirdi. Soruma yanıt olarak içimdeki “Kurban” dikildi karşıma ve yüzüme bir ayna tuttu. Ben o aynada huysuz, çatışmacı, kırılgan ve suçlanmaktan fena halde çekinen bir insan gördüm. Bilmem inanır mısınız, o güne kadar hayatımın sorumluluğunu almanın ne anlama geldiğini de bilmiyordum. Her şeyin dışarıdan ve dış etkilerle şekillendiğini düşünüyordum. Çünkü içsel gücümüzden bahseden olmamıştı bize. Bu hayatta oyun kurucu değil, piyon olduğumu sanıyordum.

Biliyorum pek çoğunuz öyle düşünüyorsunuz çünkü çaresiz hissediyorsunuz. Peki çaresizliği yaratanın da siz olduğunuzu söylesem, bilmem inanır mısınız bana? Başlarda ben de çok kez şüpheye düşmüştüm. Bu yüzden defalarca sağlamasını yaptım. Açık yüreklilikle baktığınız zaman her şeyin kendinizde başlayıp, kendinizde bittiğini görüyorsunuz. Tabii bu sağlamayı yapabilmek için öncelikle bilgi gerekiyor. Evren ve yaşam bizimle her an konuşuyor aslında. Fakat çoğumuz onun dilini bilmiyor, yasalarını tanımıyoruz. Dikkatimizi yöneltip yaşamın işaretlerini okumak yerine; çıkarlarımıza göre adalet uydurmak, ahlak anlayışını kendimize göre eğip bükmek ve olup bitenden diğerlerini sorumlu tutmak kolayımıza geliyor. 

Kendi hayatımızın kahramanını incelediğimiz bu seride şu ana kadar yolculuğa hazırlık aşamasında görev yapan üç arketipi inceledik. Masum, İyi Çocuk ve Kurban. Hazırlık arketipleri, kendimizi keşfetmemiz için bizi teşvik eder, yeri geldiğinde zorlar, hatta değişmeye mecbur bırakırlar. Fakat bu üçü içinde Kurban’ın diğerlerine benzemeyen bir yakıcılığı vardır.  Bu yüzden haritada, yolculuğun tam eşiğinde duruyor. Masum ve iyi çocuk arketiplerinde epey süre oyalanabilirsiniz ama kurban arketipiyle uzun süre birlikte yaşamak zordur. Çünkü bu arketipin gölgesi çok daha karanlıktır. Kendimden örnek vermek gerekirse, içimdeki kurban öylesine güçlü ve çığırtkandı ki, başka hiçbir şeye gerek kalmadan beni yerden yere vurarak değiştirip dönüştürdü. İyi ki de böyle oldu. Çünkü çevremde bu çağrıyı reddedip direnen kişilerin ağır bedeller ödediklerini gözlemliyorum. Ben bunu evrensel yasalarla şöyle ilişkilendiriyorum. Kurban arketipinin hedefi sorumluluğu devretmek. Oysa insan külli iradenin yeryüzündeki temsilcisidir. Yoktan var edemez belki ama yaratılmış olandan yaratma iradesine sahiptir. Bu sebeple bize bahşedilen gücü ve iradeyi reddetmek ya da yok saymak sert karşılık görüyor. 

Öte yandan içimizdeki kurbanın suçlanmak gibi derin bir korkusu var. Bu yüzden diğerlerini suçluyor. İnsan suçlayıp yargıladıkça, arketipin gölgesi şahlanıyor. Çaresizlik ve suçlama yeryüzünde deneyimlediğimiz duygular arasında bilinç seviyesi en düşük olanlardandır. Çünkü çaresizlik kendini bilmemekten, suçlama ise diğerini ve birliği reddetmekten kaynaklanır. Biliyorum günlük yaşam içinde bu bilinci korumak her zaman mümkün olmuyor ama bu bilgi, mutlaka el altında olmalı. Şirazeden çıkacağınızı hissettiğiniz an çağırabileceğiniz kadar da yakın bir yerlerde durmalı. 

Ben de söyleniyorum, suçlayıp yargılıyorum zaman zaman ama bunu öfkemi boşaltıp, kendimi rahatlatmak için yaptığımın bilincindeyim. İnsan olmak gerçekten ağır bir deneyim. Bu yüzden kendimize karşı anlayışlı olmalıyız. Aksi takdirde diğerlerini bırakıp kendimizi suçlamaya başlayabiliriz. Şahsen ben o duraktan da geçtim. Bu da kurban arketipinin hizmet alanlarındandır. Şefkati elden bırakmadan yol almalı ama fazla uzatmasına da meydan vermeden arketipin armağanını kucaklamaya bakmalıyız. Son kertede kurbanın amacı bize acı çektirmek değil, sorumluluk kazandırmaktır. Aklımızı başımıza getirmek ve bize bahşedilmiş olan gücü kuşanmamızı sağlamaktır.

O zaman hemen şimdi yargıladığına, suçladığına dönüp bir bak. Ama dürüstçe, açık yüreklilikle bak. Benimle ilgili değil dediğin şeyin ardında mutlaka üstünü örtmeye çalıştığın bir ihmalini, kırılganlığını veya geçmiş travmalarını ya da hayata dair ezberlerini bulacaksın. 

Suçlanmaktan korkan kahraman yol alamaz, suçlama durağında takılıp kalır. Oysa ne demiştik kahraman ilerlemek ister. Eğer sen kılıcını kuşanmakta direnirsen içindeki kahraman bu döngüyü kırmak için sert bir hamle yapacaktır. Benim gözlemlediğim kadarıyla bu bazen bir kayıp, bazen bir yıkım, bazen ihanet ya da ağır bir hastalık olabiliyor. 

Eğer dinlediklerin hayatında bir yerlere dokunuyorsa mutlaka bir yazı çalışması yapmanı öneririm. Yaşamda yol almanı engellediğini düşündüğün duruma ya da kişiye odaklan. Ama bu kez farklı bir bakış açısıyla: Bu durumu kendin için sen sipariş ettin. İçindeki kahraman yolculuğuna ivme katabilmek için bu engeli yoluna davet etti. Çünkü geçmişte bıraktığı bir deneyimin izlerini dönüştürmeye ihtiyacı var. Şimdi suçlamalarını bir kenara bırak ve neden suçladığını sor kendine ve dürüstçe bir yanıt alana kadar da peşini bırakma. 

Ardından “Hayatımın sorumluluğunu almama engel olan şey ne?” sorusunu kendine sor.  

Bugüne kadar sorumluluğu reddettiğin için ne gibi bedeller ödediğine bir bak. 

Bunlar öyle güçlü sorulardır ki yanıtını aldığında kendi kendine şaşıracaksın. Ama tekrar hatırlatıyorum. Bu sorular üzerinde düşünmek zihnindeki gevezeliği azdırmaktan başka bir işe yaramaz. Öte yandan şunu bil ki, rahatladığını sandığın arkadaş arası dertleşmelerde daha fazla zehirleniyorsun. Çünkü arkadaşın seni kırmak istemez, açık konuşacak olursa bunun seni inciteceğini bilir. Bu sebeple sırtını sıvazlayıp, top çevirmek zorundadır.

Ama ruhun dürüst ve bilgedir. Her zaman senin için en doğru olanı söyler. Bu yüzden sana senin hikayeni anlatması için ona alan aç. Onun yaşamına akabilmesi için yaz. Ne demiştik, soran da sensin, yanıtlayan da, kazanda sensin kazılan da, bulan da sensin, bulunan da. Kendinle muhabettin kıvamını bulması için tek ihtiyacın olan bir kağıt ve bir de kalem. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s