Sihirbaz Arketipi – 14

Sihirbaz arketipini anlatmak için bundan daha iyi bir zaman olamazdı diye düşündüm ve oturup yazdım. Çünkü her birimizin içinde bir sihirbaz; yani dönüştürücü bir yan, yeniden yapılandıran bir güç var. Günlük aklımızla hiç temas etmediğimiz bir deryaya erişimimiz var aslında. Ama biz ömrümüzün neredeyse tamamında sığ bilinçte yaşıyoruz. Memur aklı da diyorlarmış buna. Sığ bilinç aslında hayatta kalmamız için programlanmış. Ama artık hayatta kalmak için aslan sürüsünü kollamamız, avlanmamız ya da göç etmemiz gerekmediğinden, sığ bilinç büyük ölçüde işsiz kalmış durumda. Ve işsiz kalan bilinç mecburen küçük sorunları büyütüp bolca endişe ve korku üretiyor. Nereye saracağını şaşırmış halde, onun bunun hayatından kendine yeni değersizlik ve yetersizlik alanları yaratıyor. Bu bilgileri Profesör Doktor Sinan Canan’ın bir konuşmasından alıntıladım. En altta linkini de vereceğim, birara mutlaka izleyin. 

Şimdi memur aklıyla yıllardır bir yere varamadığınızı düşünüyorsanız gelin bugün daha yüksek hedeflere yelken açalım. Hazır enerjiler de bizi destekliyorken bilinçdışının sonsuz yaratım gücünden pratikte nasıl faydalanabileceğimize bir bakalım. İçimizdeki Sihirbazla tanışalım, hayatımızı nasıl dönüştürebileceğimize dair onun anlatacaklarına kulak verelim.  

Sinir bilim uzmanı Sinan Canan beynin katlarını şöyle tarif ediyor: “Sığ bilinç hayatta kalmamızı sağlar. Hayatımızın ne şekilde akacağına ise bilinçdışı karar verir. Bilinçdışı zihnimizin direkt erişiminin olmadığı bir yer ama her ne oluyorsa orada oluyor. Bilinçli zihin bir tenis topuysa, bilinçdışı derya deniz… 

Çoğumuz bilinçli yaşamayı gelişmeleri takip etmek, çok kitap okumak, sürekli yeni şeyler öğrenmek sanıyoruz. Şüphesiz bunlar bilinçli zihnimizi geliştirmek için faydalı şeyler ama bilinçdışına erişip gerçekliğinizi değiştirmek için elverişli mi, orası tartışılır. Çünkü bu hayatta odağınızı neye verirseniz ona dönüşüyorsunuz. Dünyanın genel gidişatına ve beynimizin gün içinde daha çok hangi duygularla haşır neşir olduğuna bakacak olursak, Sihirbaz arketipinin bizde çok da olumlu çalışmadığını söyleyebiliriz. Bizim sihirbaz hayallerimizi gerçekleştirmiyor ne yazık ki… Çünkü biz habire kabus ve korku üretiyoruz. Yıllardır her sohbette her şeyin her geçen gün kötüye gittiğini anlatıyoruz birbirimize. Bu durumda bilinçdışı ne yapsın. Neye inandıysak onu veriyor bize… 

Benim içimdeki sihirbaz bir süredir farklı çalışmaya başladı. On yılı aşkın bir zamandır değişim dönüşüm meselesine aktif olarak kafa yoruyorum. Okuyorum, yazıyorum, bazı tekniklerden ve pratiklerden faydalanıyorum. Seçimlerimi daha dikkatli yapmaya gayret ediyorum. Neye odaklandığımı, duygu durumumu gün içinde sık sık gözden geçirmeye çalışıyorum. 

Ve on yılda aldığım yolun on katını son bir yılda aldığımı söyleyebilirim size. Çünkü sihirli diyebileceğim bir zaman diliminden geçiyoruz. Gerçekten sihirli çünkü bu zamanı nasıl değerlendirirseniz, size aynı şekilde karşılık veriyor. Daha bir kaç yıl öncesine kadar değişimden, konfor alanından çıkmaktan deli gibi kaçınan ben, artık risk almaktan korkmuyorum. Çünkü yeni şeyler deneyimlemek için kendimi çok daha güçlü ve hevesli hissediyorum. Oysa dışarıda hiçbir şey olmadı, hatta hayat daha da zorlaştı. Duygularımdaki değişim, içimdeki değişimin bir sonucu. Dünyayı farklı gözlerle görüyorum artık, başka bir bilinçle algılıyorum, hem de ölüm riski burnumuzun dibindeyken. Şunu hemen söyleyeyim üniversiteye başladığım yıllardı, birden bire çok kuvvetli bir ölüm korkusu başladı bende. O kadar yoğun ve ani geldi ki bu duygu, baş edemeyip o dönem psikoloğa bile gittim. Ve benim içsel yolculuğum aslında o günlerde başladı… Ölüm korkusu benim maceraya çağrımdı. Çağrıyı kabul etmem kolay olmadı ama kesintilere uğrasa da yıllardır hep yoldaydım. Ve bugün geldiğim noktada en az korktuğum şey ölüm. Bir insan olarak kendimi anlayamadan ölmek yani dünyadaki deneyimimin tamamına ermemesi, beni daha fazla endişelendiriyor. 

Elbette pandemi beni de ürküttü, aksi bir durum akılsızlık olurdu herhalde. Ama ne yalan söyleyeyim aklımı başımdan almadı. Korktuğum, stresli olduğum zaman neye benzediğimi gayet iyi biliyorum, bu yüzden gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilirim ki geçen bir yıl içinde nerdeyse hiç korkmadım. Ama üzüldüm elbette, zaman zaman moralim çok bozuldu.  Kayıplarımıza üzüldüm, bu salgının yükünü orantısız şekilde omuzlayan sağlık çalşanlarına üzüldüm, yerle bir olan ekonomimizin bütçemizde açtığı deliğe üzüldüm. Birinci dalgadan ders almayıp, bizden istenen belli başlı tedbirleri bile uygulamadığımız için, ikinci dalgada yediğimiz şamarın büyüklüğüne üzüldüm. Dünyada pekçok insan ölüm kalım savaşı verirken ülkelerin, politikacıların hala birbirleriyle didişmesine üzüldüm, üzülüyorum. Çünkü geleceği hep birlikte yaratıyoruz. Ve bu kafayla daha çoook kayıplar verecek gibi duruyoruz. Yine de korkmuyorum. Olması gereken neyse o oluyor. Gitmesi gereken gidecek, kalması gereken kalacak. En kötü dalga bile ölü toprağıyla yaşamaktan iyidir. Biz kahramanca yaşamak için geldik bu dünyaya. Bu her birimizin ortak yazgısı çünkü hepimiz bir hikayenin baş kahramanıyız. Kahramanca yaşamak yeldeğirmenlerine savaş açmak, gereksiz risklere girmek değildir. Risk almak gerektiğinde bundan kaçınmamaktır. Gelmekte olan dalgaya direnmek yerine sörfçüler gibi onun kalbine girip dalgayla birlikte akmaktır. Virüsle ilgili durumu değiştiremiyoruz. Biz endişe edip paniğe kapıldıkça işler sarpa sarıyor. Bütün bunlar bittiğinde de eskiye dönemeyeceğiz. Dünyada bir dönem kapanıyor, yeni bir dönem başlıyor. Çünkü kabul etsek de etmesek de eskisi çürümüş hatta kokuşmuştu. Haa yenisi daha mı iyi olacak diye sorabilirsiniz? Bilmiyorum ama bildiğim bir şey varsa, bu bize bağlı olacak. Gelecek bugünkü ruh halimize, geleni nasıl karşıladığımıza ve kollektifin ürettiği baskın duyguya bağlı olarak şekillenecek.

Sihirbaz arketipini çalışmak istememin sebebi de buydu. Dışarıda hiçbir şey yok aslında. Her şey bizim algımızla şekilleniyor ve bizim kararlarımıza, bakış açımıza göre değişiyor. Bu bilimsel olarak da kanıtlandı. Bu yüzden bir şeyler yapmalıyız dediğimde, elden ne gelir ki demeyin. Bildiğimiz manada eylemsellikten bahsetmiyorum. Başta da söyledim zaten sığ bilinçle yol alamıyoruz, eninde sonunda yanılıyoruz ve birbirimize düşüyoruz. Ama bilinçdışı büyük bir potansiyel olarak durmakta. Hepimiz bilinçdışımızla ortak yaratıma katkıda bulunuyoruz. Korktuğumuz ölçüde çöpümüzü boşaltıyoruz ortak yaratım havuzuna. Güçlendiğimiz ve inandığımız ölçüde olumlu bir gelecek yaratmak için kollektife katkıda bulunuyoruz. Bu katkıyı yapanların sayısı arttığı ve onlar güçlendikleri ölçüde, daha iyi bir gelecek bizi bekliyor. Şu an yapabileceğimiz en iyi şey korkuyu, endişeyi beslemekten elimizi çekmek. Bu yönde bir haber aktarırken ya da paylaşımda bulunurken bile iki kere düşünmek. Yani kendi kapımızın önünü süpürerek işe başlamak. Sonra da düşündüğümüz kadar zayıf ve tamamıyla dış etkenlere bağımlı olmadığımızın farkına varmak için, kendi üzerimizde çalışmaya başlamak. Odağımızı değiştirmek, kendi korkularımızla, bilinçaltımızdaki yüklerle yüzleşip onlardan kurtulmak. Çünkü orası değişince kollektifin bilinci de değişiyor. 

Sihirbaz arketipi kahramanın yolculuğunda eve dönüşten hemen öncedir. Çünkü kahraman kendine yeni bir kader yazabilmek için önce zayıf yanlarını keşfetmeli onlarla yüzleşmeli, değişime niyetli olarak bir yolculuğa çıkmalı, kendini yeni koşullarla sınadıktan sonra da, en nihayetinde içindeki karanlıkla yüzleşerek kendi karanlığında yok olup yeniden doğmalıdır. Eve dönüş bu aşamadan sonra başlar. Ve bu içsel yolculuğu yapmış olan insanları gözlerinden tanıyabilirsiniz. Onların bilinci, dünyaya bakış açıları değişmiştir. Gerçeği görmüş olmanın olgunluğu yerleşir gözbebeklerine. Sihirbaz arketipi işte bundan sonra çıkar karşınıza ve size der ki bugüne kadar hep gölge yanımla çalıştın, ama artık kendin için aydınlık bir gelecek yaratmaya hazırsın. Var mısın, kaderini yeniden yazalım…  

İşte dünya böyle bir değişimden geçiyor. Eninde sonunda karanlığı sırtından silkeleyip atacak. Tepemizdeki enerjiler bir elemeden geçtiğimizin açık kanıtı. Eğer gözlerinizi kapatıp yeterince uzun bir süre iç dünyanıza, gerçek benliğinize odaklanırsanız ne demek istediğimi gayet iyi anlayacaksınız. 

Muhtemelen daha adil ve insanlığa kalıcı huzur vaadeden günleri bizler göremeyeceğiz ama içinize dönerseniz gelmekte olanın neye benzediğini deneyimleyebilirsiniz. Ben son bir yıldaki olağandışı hızlı değişimimi bu etkiye bağlıyorum. Siz küçük bir temas için elinizi uzatıyorsunuz, tüm varlığınızı saran bir etkiyle kucaklanıyorsunuz. Sanırım gelecek böyle bir şey olacak, bağlantı giderek kuvvetlenecek, insan ve onun meseleleri değişecek. 

Bugüne dönecek olursak madem ki böyle bir değişim dönemine doğduk o zaman yeni yolun taşlarını döşemeye başlamak bizim görevimiz. Ve tekrar ediyorum gerçek katkıyı ancak kendimizi değiştirerek yapabiliriz. Böyle bir dönemde doğduğumuz için lanetlendiğimizi düşünmek yerine, özel bir geçişte görevli olduğumuzu hissederek hayatımıza anlam kazandırabiliriz. 

Zor bir yıl olduğunun farkındayım. Bugün pek çoğunuzun yaşadığı duygusal sıkışmayı yıllar önce başka koşullarda deneyimledim ve o zaman kendi üzerimde çalışıp, kendimin yeni bir versiyonunu yaratmaya karar verdim. Bunun mümkün olduğuna inandım. Zaman zaman nefesim kesilse de devam ettim. Neden bu kadar hevesli ve istekliydim bilmiyorum. Muhtemelen bu benim yapımla; bu yapıyla doğmam da, yazgımla ilişkili. Kendimi fazlaca kurcaladım, ama kendim hakkında çok şey öğrendim. Şimdi bunun hediyelerini toplayıp hikayemi anlama ve vaktim kaldığı ölçüde tamamına erdirme zamanı. 

Size bugün pratik tavsiyelerim de olacak… Biliyorsunuz, ben her işin başı yazmaktır derim. Gerçekten de öyle. Yazmak bilinçdışına erişimin en kolay, en kestirme yolu. Birazdan size yazarken üzerinde çalışabileceğiniz bir süreç haritası vereceğim. Ama öncesinde nasıl başlayacağınızı anlatmak istiyorum. Çalışmaya başlarken kerteriz alabileceğiniz bir nokta tespit etmek işinizi kolaylaştıracaktır. 

Bir süredir astrologların bas bas anlattıkları bir kavuşum var gökyüzünde, tam da bugün. Jüpiter ve Satürn Kova burcunda kavuşuyorlar. Astrologlar yüzyıllardır bu kavuşumu büyük değişimlerin habercisi olarak kabul etmişler. Kollektifte bir çağın kapanıp, yeni bir çağın başlamasının, hatta yeni liderlerin ortaya çıkışının işaretiymiş. Ben kurtarıcı beklemek yerine, bunu, kendi kendimize liderlik edeceğimiz bir dönemin başlangıcı olarak kabul etmeyi teklif ediyorum öncelikle. Sonra da doğum haritanızda bu kavuşumun nereye denk geldiğini öğrenmeye çalışın, diyorum. Dijital dünya doğum haritanızı çıkarmanız için fırsatlar sunuyor, araştırırsanız bulabilirsiniz. Çünkü bu kavuşumla her birimizin hayatında da bir dönem kapanıp, yeni bir dönem açılacak. Ve bu her birimiz için yaşamımızın farklı bir alanında gerçekleşecek. Mesela benim doğum haritam, bu değişimin düşünce alanımda gerçekleşeceğini gösteriyor. 

Eğer astrolojiye itimatınız yoksa o zaman şu son bir yılı önünüze koyup düşünün. En çok hangi konuda ve hangi yaşam alanınızda zorlandınız. Burada netleşleştiğinizde şunu bilin ki değişim oradan geliyor. Bu yüzden eski düzene yapışmayın. Sizi zorlayan neyse, gitmek istiyor. Ona usulca yol verin. Bunu yapabilmek için işinizi kolaylaştıracak bir süreç haritası vereceğim size. Her gün kendinize hiç değilse bir saat zaman ayırın. Odaklanmanızı kolaylaştıracak ve frekansınızı arttıracak ritüellerin akışa yardımcı olacağını bilin. Size ne iyi geliyorsa… Bir mum ya da tütsü yakabilirsiniz. Frekansı yüksek uçucu yağlar da işe yarayacaktır.  Mesela ben müziksiz çalışamam. Bir de yazı yazarken mutlaka ama mutlaka, kara kışta bile olsa pencereyi açarım. 

Yazmaya oturmadan önce kısa bir meditasyon ya da nefes çalışması yapabilirsiniz. Bütün bunlar yüzyıllardır denenmiş ve işe yarayan kadim tekniklerdir. Bilinçdışına erişim için sakinleşip akışa karışabilecek kıvama gelmeniz, daha iyi sonuç almanızı sağlar. Tabii size iyi gelen başka teknikleri de kullanabilirsiniz. Amaç hazırlanmak, hazır olmaktır. Ondan sonra bırakın aksın. Eğer yazma konusunda mesai yapan biri değilseniz, kalemle yazmak daha çok işe yarayacaktır. Devamlı yazanlar zaman içinde aynı frekansı bilgisayarla da yakalayabiliyorlar. Ama sürekli yazmıyorsanız kalem ve kağıt en iyisidir.  

Bu süreç haritası için masaya oturmadan önce hangi alanda çalışacağınız konusunda netleşmeniz önemli.. Çünkü eski bir haberci olarak şunu söylemeliyim ki: Ancak doğru soruları, doğru mercilere sorarsanız aradığınız yanıtları bulabilirsiniz. O zaman işe, hayatın sizi değişime zorladığı alanı bularak başlamalısınız. Ve daha sonraki bir zaman diliminde birazdan vereceğim sorularla, serbest çağrışım yöntemiyle yazacaksınız. 

Süreç haritamızın adı “Balondan Atılacaklar”. Kendinizi Kapadokya’dakilere benzeyen bir sıcak hava balonunda hayal edin. Manzarayı görebilmek için yükselmeye ihtiyacınız var ama balonun sepetini haddinden fazla yüklemişsiniz. Bu durumda yükselmek için bazı şeyleri balondan atmanız gerekiyor. 

Haddinden fazla yüklenmiş olan sepet, son bir yılda en çok zorlandığınız ve değişim için sizi zorlayan yaşam alanınızı simgeliyor. Balona bindiniz ama hali hazırda harekete geçemiyorsunuz. İlk aşamada, içinde bulunduğunuz durumu tarif etmenizi tavsiye ediyorum. 

Kendinize soracağınız ilk soru bu olsun: 1- Harekete geçmekte zorlanan yanım neye benziyor? 

Duygularınızı, yaşadıklarınızı, sıkışma hissini iyice tarif edin. Uzun uzun anlatın, hikayelerden, metaforlardan, kokulardan, resimlerden, tatlardan, renklerden faydalanın. Hatta bir resmini yapın bu halinizin ya da dergilerden kestiğiniz resimlerle veya da elinizin altındaki malzemelerle yaptığınız bir kolaj da olabilir. Bunları asla vakit kaybı olarak görmeyin. Çünkü derin duygular öyle pek kolay dışa vurmazlar kendilerini. Onlarla uğraşmanız, onları ikna etmeniz gerekir. Sanatla uğraşmak da bu yüzden sağaltıcıdır. Eğer bir resim ya da kolaj oluşturursanız sonra karşısına geçip tekrar yazmayı deneyin.  

Ardından aynı çalışmayı harekete geçmiş, balondan yüklerini atıp hafiflemiş ve manzarayı izleyen haliniz için yapın. 2- Hafifleyip havalanmış halim neye benzerdi? diye çalışıp, sonra da  yazın.  İsterseniz bunları ayrı günlerde ve zaman dilimleri içinde de yapabilirsiniz. Burada amaç iki haliniz arasındaki farkı net bir şekilde görmek. Bu yüzden aceleye getirmeyin. Çalışma bittiğinde değişime direnerek kendinize ne yaptığınızın idrakına varacaksınız.  

Bu aşamada nasıl olur? Nasıl yaparım gibi çözüme dair ayrıntılara kesinlikle takılmayın. Karar verdiğiniz takdirde içinizdeki sihirbazın sihirli değneğiyle gelip sizin için aradaki geçişi mucizevi bir şekilde gerçekleştireceğini farz edin. Siz şimdi sadece yüklerinizden arındığınızda neye benzediğinize odaklanın. 

Gelelim ikinci bölüme… Buraya geçmeden önce değişim için biraz daha hevesli olduğunuzu ve kendinizi öncelemeye başladığınızı hissedeceksiniz. 

Sıra geldi şu üç soruya… 

3- Harekete geçmeme engel olan nedir? Burada değişimden kaçınmanızın kök sebebi yatıyor. Eğer yeterince derin kazarsanız, kendi kendinize koyduğunuz engeller hakkında çok kıymetli bilgilere kavuşabilirsiniz. Başkalarından kaynaklandığını sandığınız engelleri korkularınızla yarattığınızın farkına varabilirsiniz. 

Herkesin içinde değişim için gereken güç vardır aslında, ama biz fark etmeden o gücü başka bir alanda tüketiriz. Değişimden kaçınmaya karar verdiğimiz için, enerjiyi başka bir alana boşaltarak rahatlarız ama bu sırada kendi kendimizi de sabote ederiz. Şimdi uğraştığınız meseleyi bir kenara bırakıp hayatınızın geneline odaklanın. Ve kendinize şu soruyu sorun: 

4- Hayatımın hangi alanında gereğinden fazla hareketliyim? Hepimiz yaparız bunu kaynaklarımızı ölçüsüzce akıttığımız bir yaşam alanımız mutlaka vardır. Haddinden fazla düşündüğümüz, haddinden fazla verdiğimiz, haddinden fazla vakit geçirdiğimiz ve büyük olasıkla karşılığını da alamadığımız bir yer, bir hal ya da ilişkidir burası… Burası gücümüzü tükettiğimiz yerdir. Burayı bulmak ve dönüştürmek kıymetlidir. Çünkü hayatımızdaki en büyük yük burada birikir ve burası delik bir kap gibi enerji kaçağının olduğu alandır. 

Ve bu yolculuktan sonra kendinize artık son soruyu sorma zamanı: 

5- Balondan neyi ya da kimi atmam gerekiyor? Yazarken lütfen cesur ve dürüst davranın. Bunu yazdığınız için hemen gerçekleşecek anlamına gelmiyor. Sadece kendinizle dertleşiyorsunuz. Siz aslında bildiğiniz ve derinlerinize gömdüğünüz bir ihtiyacı kendi kendinize itiraf ediyorsunuz şu anda. Bu çok kıymetli. En azından bunu kendiniz için yapın. Siz bu adımı atarsanız, hayat er ya da geç size, bunun kolay ve uygulanabilir haliyle gelecektir… 

Bu süreç haritasını bir haftaya yayabilirsiniz. Yeni yıla girerken zihinsel olarak bile olsa yüklerinizden arınmak, yenilenmek için niyet etmek size iyi gelecektir. 

Hep söylerim bu hayattaki en doyurucu yolculuk kendi içinizde yapacağınız yolculuktur. Bunu hem kendiniz, hem de kollektifin yani hepimizin geleceği için yapıyorsunuz. Çünkü siz bir kahramansınız. Kahramanların ulvi amaçları olur. İnsanlık için çalışmak, insana yakışandır. 

Eğer tek başıma işin içinden çıkamadım diyorsanız, sizi 28 Aralık 2020 Pazartesi akşamı yapacağım atölye çalışmama bekliyorum. Etkinlik Points of You çatısı altında yapılacak. Online ve ücretsiz olacak. Çok keyifli ve adeta sihirli diyebileceğim Points of You oyunlarıyla  hep birlikte Kahramanın Yolculuğuna çıkacağız. Yeni bir yıla başlarken içinizdeki kahramanın gücünü ve hevesini keşfetmeniz niyetiyle düzenlediğimiz bu atölye, bizden size bir yılbaşı hediyesi. Kayıt için linki aşağıya bırakacağım. Sosyal medya hesaplarımı takip ederek de gelişmelerden haberdar olabilirsiniz. 

Bu podcast serisinde Kahramanın Yolculuğu’nu tamamlamaya da çok az kaldı. Umarım 2021 Yuvaya dönüş yılınız olur. 

İnstagram hesabım @arzugzengin

Kahramanın Yolculuğu Atölyesine kayıt olmak için:

 (Katılım ücretsizdir link almak için aşağıdaki adresten kayıt yaptırın)

https://docs.google.com/forms/d/1ghY17j1FuMNOyB6CIqqoLKyuUeXQQwPmOz6y1FSYY8I/viewform?edit_requested=true

Prof. Dr. Sinan Canan’ın Haber Global’deki yayını için: 

Sihirbaz Arketipi – 14” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s