Ölüm ve Yeniden Doğum: Yokedici Arketipi

Üç aydır yolculuğun en karanlık yerinde Gölge'de takılıp kaldım. Sağolsun 2020 gümbür gümbür geldi de beni tekme tokat attı mağaradan. Biliyorum üzüntü verici olaylar yaşıyoruz ve bazı kardeşlerimizi bu değişim rüzgarında kaybediyoruz. Ama bugün hayattaysak tek bir seçeneğimiz var ayağa kalkıp devam etmek ve korkmak yerine bu enerjinin dönüştürücü etkisinden mümkün olduğunca yararlanmak. Yalnızca dünya sarsılmıyor fark ettiyseniz kişisel yaşamlarımızda da sarsıntılar yaşanıyor. Hem kişisel alışkanlıklarımızı hem de toplumsal alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerekiyor. Yeni dönem bizden bunu talep ediyor. Bence doğum ve ölüm üzerine konuşmanın tam zamanıdır… Dünyada dirlik ve düzenin sırrı ölmeden ölmeyi öğrenmekten geçiyor. Bu bölümde yeniden doğuma dair pratik çözümler aktarmaya çalıştım size. Bende işe yaradı. Umarım size de şifa olur...

Özdeğerini kanıtlamak: Savaşçı

Savaşçı arketipi değersizlik ve yetersizlik duygusuyla tetiklenen kahramanların şaşmaz durağıdır. Bize mücadeleyi öğretir. Gücümüzü kuşanmamız için gereken ateşi harlar. Ama özlemini çektiğimiz güçle dolmaya başlayınca savaşçılığı iş edinmek isteyebiliriz. Dengeli bir eylem planı için içimizdeki Gezgin ile içimizdeki Savaşçı kol kola, yan yana yürümeli. Gezgin’de ne kadar farkındalık arayışı varsa, Savaşçı’da da o kadar eylem arayışı var… İkisinin güç birliğinden, bütünlüğe giden yol açılır

Bakış açın hayatını değiştirir: Gezgin

Gezgin arayan tarafımızdır: Yaşamın açacağı yeni kapıları, karşımıza çıkabilecek imkanları, denenmemiş olasılıkları ve keşfedilmeyi bekleyenleri arayan tarafımız… Gerçekte ne istediğimizi, hayattaki yerimizi sorgulamaya başladığımız ve farkındalıkla tanıştığımız duraktır… Bakış açımı değiştirmeyi öğrenmek pek çok konuda tamamlanıp büyümemi sağladı. Fakat bazı alanlarda da olasılıklar içinde kaybolmama sebep oldu. Yaşamak gerçekten incelikli bir iş. İçindeki gezginin peşine takılıp kendini keşfetmek de var, avare olup kaybolmak da. Bu bölümde bir deney yapacağız birlikte: Yenilenmek için hareket etmeli ama nasıl?

Kalbindeki Pusula: Rehber

Kahramanın Yolculuğu haritası üzerinden kendi hikayelerimizin izini sürdüğümüz seride artık yolculuk zamanı. Ve bu yolculuk sırasında kendi içsel rehberliğimize ihtiyacımız olacak. Onun sesini duyduğumuz ve yönergelerine uyduğumuz ölçüde evrenin sesini de duyacağız. Ben seriye Rehber arketipini bu amaçla dahil ettim. Yani dışarıdan yardım beklemek yerine kalbimizde açılmayı bekleyen bilgelik kapısını çalalım diye. Elbette öğretmenleriniz, faydalandığınız kaynaklar ve akıl verenleriniz de olacak. Ama günün sonunda kendimizle baş başayız. Denenmiş olanı terk edip yeniye yelken açarken yanımızda götürebileceğimiz tek pusula kalbimizdir.

Arketip nedir?

Bu bölümde sadece Kahramanın Yolculuğu Haritasına ve Arketip kavramına odaklanacağız. Bu bölümü yayınlamak için biraz geç kaldığımı biliyorum. Aslında her bölümün içinde yolculuk haritasına ve arketiplerin karşılığına kısaca değinmeye çalışıyorum. Fakat podcast’i takip edenlerden gelen yorumlar üzerine gördüm ki ayrı bir yerde ve ayrı bir paketin içinde duracak açıklamalar daha kullanışlı olacak. Arketipleri bilinçaltında yaşayan ve hayatını etkileyen karakterler gibi düşünebilirsin. Onlar belli davranış kalıplarını aktive eden sistemlerdir. Hikayelerdeki karakterlere ilham kaynağı oldukları gibi, her birimizin içinde yaşayan ve koşullar uygun olduğunda ortaya çıkıveren aktör ve aktrisler gibi davranırlar.

Suçlama sorunu: Kurban

Türkiye için bir arketip seçmem gerekse sanırım “Kurban” arketipini seçerdim. Nedenini dilimize doladığımız iki klişeyle özetleyebilirim: İlki “Dış mihrakların karanlık oyunları”, diğeri ise “Coğrafyan kaderindir”… Kahramanın Yolculuğu serisinde sorumluluğunu üstlenmeyi reddeden, başına gelenlerden dolayı sürekli diğerlerini suçlayan, maduriyetten beslenip, maduriyet sayesinde ayakta kalan tarafımızı inceliyoruz: İçimizdeki Kurbanı. Bu bölümle birlikte kahramanın yolculuğunda hazırlık aşamasının sonuna geldik. Bundan sonrası pupa yelken...

Onaylanma ihtiyacı: İyi çocuk

Adındaki “iyi” tanımına rağmen kimse bağrına basmak istemez onu. Çünkü varlığını diğerlerinin onayına armağan etmiştir. İyi çocuk arketipi bizim onaylanma, sevilme ve değerli hissetme ihtiyacımızı yönetip yönlendirir. Kırılgan ve kararsızdır; bazen de kaypak. Bu yanımızı açık etmek işimize gelmediği gibi kendi içimizde bile onunla göz göze gelmekten kaçınırız. Oysa özünde iyidir o, çünkü geçinmeye gönüllüdür. Bu bölümde içimizdeki sevilme ihtiyacını inceleyip doyurmaya çalışacağız.

Cennetten kovulma: Masum

İçimizdeki yolculuğa maceranın start aldığı yerden yani cennetten kovulduğumuz noktadan başlıyoruz. Bu bölümde bize eşlik edecek olan kahraman içimizdeki Masum. Hayata inanan yanımızdır masum, iyimserdir fakat konfor alanına da fena halde düşkündür. Masumu hayat yolculuğuna çıkarmak için epey zorlamak gerekir. Masumun biricik amacı güvende olmaktır. Bu yüzden ihtiyaçlarını, rahatsızlıklarını yok saymayı ve baskılamayı tercih eder. Konfor alanına sığınıp hayatı erteler. Bunlar sana tanıdık geliyorsa; günlük koşuşturman çokça inkar, baskılama ve bahane içeriyorsa içindeki masumun gölgesi büyümüş demektir. Öyleyse hiç bekleme kağıdını kalemini al dök içini. İhtiyacın olan yönergeleri ve soruları bu bölümde bulabilirsin.

(Önce) Kendini Düzeltmelisin

Bireyin dünyasıyla ilgiliymiş Oğuz Atay, toplumsal sorunlarla ilgili değilmiş! Sanki bireyin dünyası toplumsal sorunlardan ayrı tutulabilirmiş gibi... Bugün içinde bulunduğumuz toplumsal hezeyanın bireylerin dünyasından kaynaklanmadığını kim söyleyebilir? Birinci çakra düzeyinde yaşıyoruz, daha doğrusu tepişiyoruz... Kuyruk sokumu seviyesinde... Hayatta kalma iç güdüsü... Emniyet hissi... Kabul görme... Seç, beğen, al... İktidarı kaptırmama ya da geri alma güdüsünü … Okumaya devam et (Önce) Kendini Düzeltmelisin

Mutlu Okur

İyi bir okur, hayal gücü, hafızası, sözlüğü ve biraz sanat duygusu olan kişiymiş. Vladimir Nabokov Edebiyat Dersleri'nde böyle tarif ediyor. Ve daha bir dizi disipliner kriteri var. Hangilerini, ne ölçüde karşılayabildiğimden emin değilim ama göğsümü gere gere "mutlu okur" diyorum kendime. Kitapların çokça yaramı sarmışlığı, beni bana anlatmışlığı, gerçekleri gözüme gözüme sokmuşluğu vardır... Varoluşuma dair … Okumaya devam et Mutlu Okur