Kendine Açılan Göz

İçgörü kavramıyla otuzbeş yaşımdan sonra tanıştım. Kelime anlamını kastetmiyorum. Hayatımda anlaşılır ve kullanışlı hale gelmesinden söz ediyorum. İç görü kendi duygularını, kendi kendini anlayabilme yeteneğidir. Bizim kültürümüzde kıymet görüp desteklenen bir beceri değildir. Bunun yerine ters giden şeylerin sebebini ağırlıklı olarak dışarıda ararız. Anlaşılmadığımızı, desteklenmediğimizi, sevilmediğimizi, engellendiğimizi düşünürüz. Düşünmekle kalmaz buna inanır, sıkı sıkıya bağlanırız. Milletçe içinde bulunduğumuz ruh haline bakarsanız, bunun toplumsal bir yansımasını görebilirsiniz: Herkes haklı, rakipleriyse yalnızca haksız değil, aynı zamanda kötüdür. Tüm dünya bize karşıdır. Hep bir didişmemiz vardır: İçeride ve de dışarıda. Biliyorum coğrafya müsait ama kabul edelim ki bünye de müsait.