SANATA SEYİRCİ HAYATLARIMIZ

Bir kuş resmi boyuyorlar haftalardır, nihayet tamamlanmış. Nasıl gururlu anlatamam, sergiye gidecekmiş. “Birkaç rötuş daha istiyor ama…” diyor. Mutluluğunu açık etmekten çekindiğini hissediyorum. Bir insanın sanatla temas etmesi kadar doyurucu çok az şey olduğunu düşünürüm. Ama bilinçaltımıza kazınmış bir karar, bir kabulleniş var ki pek çoğumuzun yaşamları boyunca sanata seyirci kalmasına sebep oluyor: Sanat eseri güzel olur, sanatçı mükemmel olur, mümkünse eşsiz olur, biricik olur. Sonuç odaklı zihnimiz ilk olarak asla yakalayamayacağını bildiği bu hedefi görür ve bizi sürecin güzelliğinden mahrum bırakır.

Yaratıcı yanınıza şans verin

Bir saati aşkın süredir yaratıcılıktan, hikâyelerin dönüştüren etkisinden, bir sonraki hikayeciler olarak adım atacakları büyülü dünyadan söz ediyorum. Özetle atölye çalışmasında keşfedeceklerimizi anlatıyorum. Başka bir boyuttan gelmişim gibi dinliyor beni. Sözüm bitince telaşla atılıyor: “Peki bunları somut olarak iş süreçlerimizde nasıl kullanacağız?” Bunun çalışmaya dahil olduğunu tekrarlıyorum. Ama dürüst olmak zorundayım, yeniden üzerine basa basa söylüyorum: Aslolan teknikler değil, hikayenin peşine düşme arzusudur. Yaratıcı süreçlerden keyif almaktır. Farklı bakmayı, farklı görmeyi istemek ve ardından gitmektir. Başıyla onaylıyor ve ‘checklist’ini kontrol ediyor. Bir an önce yüzmeyi öğrenmek istiyor, mümkünse suya girmeden.

Neresi kutsal bu kafir dünyada?

Kutsal şeylere saygısızlık kavramı Balililerin düşünce tarzına çok kolay aktarılamasa da rahipler kibarca dinlemişler. Onların kültüründe kutsal olanla olmayan arasında batıdaki gibi keskin bir ayrılık yokmuş. Ayrıca Balili rahipler yüksek görüşlü batılıların otelleri neden bayağı ve kirli bulduklarını anlayamıyorlarmış. Evrenin her köşesinde bulunan tanrısallık bu otellerde bulunmuyor muymuş acaba? Arkadaş canlısı Avusturalyalıların kutsal danslarını neden mayolarıyla ve mai tailerini yudumlarken izleyemeyeceklerini de anlayamamışlar. Peki öyleyse, bu dost insanlar güzellikleri nerede izleyebileceklermiş?